Bulgaristan

Popüler Yayınlar

Prof. Dr. Yüksel Özkan: Kişilerin değil, toplumun yanındayız

BAL-GÖÇ ve B.G.F. Genel Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özkan:
İki ülke arasındaki ilişkilerin güvene dayalı olması halkların yararınadır
- İkili ilişkilerin iç siyaset malzemesi yapılmasına karşıyız
- Derdimiz kişiler değil, toplumun birliği beraberliği ve toplumsal barışa katkı sağlanmasıdır
 Söyleşi: Nahit Doğu

Sayın Özkan, “Balgöç” Türkiye’de soydaşlarımız arasında en etkili göçmen örgütüdür. Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini yakından takip ediyorsunuz. Sizce, şuan iki ülke arasındaki ilişkiler ne durumda?

- Bulgaristan kökenli olarak ve çoğumuzun da iki ülke vatandaşı olması nedeniyle bizi Türkiye Bulgaristan ilişkileri çok yakından ilgilendiriyor. İki ülkeyi biz dost ve güvenilir iki komşu olarak görüyoruz. Bu coğrafyada ortak bir kadere sahip iki ülkenin, NATO üyesi iki dost ülkenin ilişkilerinin her ne kadar giderek çok daha iyi seviyeye geliyor desek de,  biz bir sivil toplum örgütü olarak bu ilişkilerin arzu ettiğimiz düzeyde olmadığını söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi Bulgaristan’nın AB ülkesi olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulaması var. Bizler yıllardır Bulgaristan yetkililerine bu vize konusunda değişik önerilerde bulunuyoruz. En son önerdiğimiz ve sorduğumuz, hiç olmazsa Bulgaristan doğumlu (Bulgaristan vatandaşı olmayan) veya annesi/babası Bulgaristan’dan göç etmiş kişilere Amerika modelini yani müracaatta 10 yıllık veya en azından 5 yıllık vize verilebilir mi? AB mevzuatları buna engel mi diye sorduk. Bize HAYIR, hiç bir engel yok, bu tür vize verilebilir dendi. Bakın lütfen Yunanistan turizm gelirlerini artırmak için ne yapıyor. Yunanistan Türkiye’ye yakın adalara gelecek kişilere ne tür kolaylık sağlıyor (bu uygulamalar AB mevzuatlarına aykırımı ki). Bulgaristan vatandaşı herkes elini kolunu sağlayarak Türkiye’ye geliyor. Fakat Türkiye vatandaşı biri dese ki, hadi bu hafta sonu ailecek Burgas’a veya Plovdiv’e gidiyoruz tatile veya eğlenmeye. Nasıl gidecek? Vize kolaylığı sağlanırsa Bulgaristan’ın iç ticareti çok daha canlanacak. Kaplıca, sağlık, yaz ve kış turizmi daha da canlanacak. Bakın Makas kapısı açıldı ve bölge nasıl canlandı, ekonomik girdilere bir bakın. Bu zihniyetle Bulgaristan kaybediyor, bu vize kolaylığı Bulgaristan’ın yararınadır. İki ülke arasındaki ilişkilerin güvene dayalı örnek bir şekilde olması halkların yararınadır. Dolayısı ile bizler faaliyetlerimiz ile iki ülke halkları arasında kısa fakat geniş bir köprü görevi olmaya çalışıyoruz.

- Lütvi Mestan’ın HÖH’ten ihraç edilmesinden sonra, “Balgöç” olarak pozisyon aldınız ve yeni kurulan DOST partisini desteklediniz. Yani taraf oldunuz. Sizin sivil toplum örgütü olduğunuzu hatırlatmama gerek olduğunu zannetmiyorum. “Balgöç” siyasette taraf olmaya devam edecek mi?

- O süreci çok iyi analiz etmek gerekir. Biz bir STK olarak gelişen antidemokratik olaya tepki koyduk. Türkiye üzerinden bazı çevreler tarafından bir iç politika yürütülmeye çalışıldı. Yukarıda da belirttiğim gibi biz iki ülke arasındaki ilişkilerin iç siyaset malzemesi yapılmasına karşıyız. Geçmişteki kayıtlara lütfen bakarsanız buna benzer tepkiyi ben 19 Mayıs münasebeti ile Cebel’de bir konuşmamda Türkiye’den gelen bazı milletvekillerine “Bu meydanlarda Bulgaristan Türkleri üzerinden iç siyaset yapmayın, iç siyaseti bu meydanlara yani Bulgaristan’na taşımayın” şeklinde bir tepki konuşmam oldu. İşte bu düşünce ile o süreçte tepkimizi refleks olarak verdik. Bizim derdimiz kişiler değil, toplumun birliği beraberliği ve dolayısı ile bununda toplumsal barışa katkı sağlamasıdır. Kardeş kavgasına karşıyız, taraf olamayız. Herkes demokratik seçme hakkını sandık başında hür iradesi ve vicdanı ile baş başa kalarak yapmalı. Ne tür engellemeler ve baskılar olursa olsun bunu hoş görmemiz mümkün değildir. Nitekim buna da tepkimizi verdik. Bu basında bazı medya mensupları tarafından kasıtlı olarak yanlış aktarıldı. Bulgaristan Türkleri ülkesinin sadık vatandaşlarıdır, herkes gibi bizde ayrımcılığa karşıyız. Evrensel insan haklarını savunurken etnik, bölgesel ve dini temele dayalı siyasete şiddetle karşıyız. Biz STK olarak kişilerin değil toplumun yanındayız ve onların sesiyiz, hoşgörünün yanındayız, kardeşliğin savunucusuyuz, kısacası kişilerin anayasal hakları ve toplumsal barışın savunucusuyuz. Tarafımız bellidir, birlik ve beraberlik, kardeşlik, barış, kişisel çıkarların değil toplum menfaatlerinin savunucusuyuz. İşte bizim sivil toplum örgütü politikamız bu, gelecekte de böyle olacaktır.

- Yanılmıyorsam “Balgöç”ün yeni başkan seçilme tarihi yaklaşıyor, tekrar aday olacak mısınız?

- Evet, arkadaşlarımız ile yaptığımız görüşmelerde bazı projelerimizi hayata geçirmek için en azından bir dönem daha adayız. Bu geçmiş dönemde çok önemli işlere imza attık. Ayrıntıya girmeden merak edenlere (www.balgoc.org.tr) sitemize bakmalarını rica ediyorum. Bu gelecek dönem ise projeler dönemimiz olacak. Özellikle Balkanlar’daki STK’lar ile ayrımcılığa karşı, hoşgörüyü, ortak kültürel değerleri ortaya koyan, çocukluk yaşta halklar arası kardeşlik ve güveni pekiştirici projelere önem vereceğiz.

- Bir süre önce Bursa yerel basınında, “Balgöç”ün göçmen konfederasyonundan ayrılacağı bilgisi yer almıştı. Bu doğru mudur ve bu böyleyse konfederasyondaki üyeliğinizi sonladırmanızın sebebleri nelerdir?

- Konfederasyonun genel kurulunda eleştirilerimizi yaptık. Başkana, “şeffav değilsiniz, son bir yıldır sorularımıza cevap vermiyorsunuz” şeklinde genel kurulda dile getirdik. Başkanın bir siyasi partide görev almasının etik olmadığını söyledik. Konfederasyon toplam 9 federasyondan oluşuyor. Bizim gibi düşünen 5 federasyon yeni seçilen yönetime aday ismi vermedi ve seçimlerden çekildi. Konfederasyon tüzüğünde “Konfederasyon Yönetim Kurulu Federasyonlardan eşit sayıda delegeden oluşur” yazmasına rağmen sadece 4 federasyon delegesinden bir yönetim oluştu. Bu tarihi yanlışa ortak olmamak için Konfederasyonda 5 federasyon yer almadık. Bu reportajı vesile bilerek, etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun Bulgaristan’da yaşayan tüm herkese bir çağrım olacaktır. Lütfen önce komşunuzun hakkını savunun. Totaliter rejim Bulgaristan’a çok şey kaybettirdi, çok dramlar yaşattı. Kenetlenin, hoşgörülü olun, birbirinizi sevin, ülkenin ve bölgenin buna ihtiyacı çok. Bu dostluk ve kardeşlik AB ülkelerine, dünyaya örnek olsun.

Bulgaristan'daki Türkler, Ulusal Azınlık Statüsü İstiyor

Bulgaristan'da Türklerin Partisi konumundaki Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar (DOST) Partisi, ülkede yaşayan Türk toplumunun ulusal azınlık olarak tanınmasını istedi.

DOST Partisi Genel Başkanı  Lütfi Mestan tarafından yayımlanan bildiride,  Bulgaristan'da yaşayan yaklaşık bir milyon Türk'e ulusal azınlık statüsü verilmesi talep edildi. Mestan,  Bulgaristan'ın  Avrupa Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşmesini imzaladığını ancak ülke Anayasasında etnik aidiyetten, etnik ve dini farklılıklardan bahsedilmesine rağmen farklı etnik gruplara azınlık statüsü verilmesinin reddedildiğini vurguladı.

Mestan, geçtiğimiz günlerde  Arnavutluk'ta yaşayan Bulgarların ulusal azınlık olarak tanındığını hatırlatarak "Arnavutluk'ta 50 bin Bulgar ulusal azınlık, peki  Bulgaristan'da yaşayan yaklaşık bir milyon Türk, bizler neyiz" dedi. Ülkedeki Türklerin azınlık olarak resmen tanınmamasının, kendilerini azınlık olmaktan çıkarmadığını kaydeden Mestan, ancak bu durumun ayrımcılığı körüklediğini belirtti.

İHA

Bulgaristan'da aşırı yağışlar can aldı: 3 ölü (video)

Aşırı yağışlar nedeniyle Bulgaristan'ın Burgas bölgesinde 3 kişi hayatını kaybetti.
Ülkenin Karadeniz kıyısındaki Burgas bölgesinde aşırı yağış sonucu 3 kişinin boğularak hayatını kaybettiği, iki kişinin ise kayıp olduğu bildirildi.

Hayatını kaybeden 3 kişinin yalnız yaşayan yaşlılar olduğu belirtilirken, yaklaşık 100 kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiği kaydedildi.

Son iki günde meydana gelen aşırı yağışlar, Bugas bölgesindeki nehirlerin taşmasına neden olduğu bildirilirken çok sayıda ev ve iş yerinin sular altında kaldığı belirtildi.


İçişleri Bakanlığı, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini duyurdu. 


İzmir BALGÖÇ'ün yeni başkanı Nursoy oldu

Balkan göçmeni vatandaşların bir araya gelerek oluşturduğu İzmir’in en köklü dernekleri arasında yer alan İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nde (BALGÖÇ) görev değişimi gerçekleştirildi. Dernek Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Kayapınar görevini Abdurrahim Nursoy’a devretti.  Nursoy, Kayapınar’ın ardından yönetim içinden oy birliği ile başkan seçildi.
Nursoy, “Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘muhacirler kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır’ der. Biz, soydaşlarımızın yaşadığı yerler ile bağlantımızı sürdürüyoruz. Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Balkan ülkelerinde Türk vatandaşlarımız yaşıyor. Onların ülkemizde akrabaları var. Dernek olarak birinci amacımız aile ve sosyal bağlarımızı devam ettirmek. Sosyal, kültürel ve eğitim konularında da önemli çalışmalar yapıyoruz. BALGÖÇ, soydaşlarımız ve burada yaşayan vatandaşlarımız için büyük önem arz ediyor. Yeni karar ile beni onurlu göreve layık görenlere teşekkür ediyorum” dedi. 

Kırcaali'nin 'Osmanlı'dan Kurtuluş Günü' Kutlamasına Tepki

Bulgaristan'da Türklere ait sivil toplum örgütleri, 21 Ekim'in 'Kırcaali Günü' olarak kutlanmasına karşı çıkıyor. 



Ülkede yaşayan Türk toplumunun temsilcileri, bu günde atalarının Bulgar çetecileri tarafından katledildiğini belirterek, değişik etnik grupların yaşadığı bir şehrin bayramı olarak böyle bir günün seçilmesine itiraz ediyor. 

Kendileri için 21 Ekim'in Kırcaali'nin kurtuluş günü değil, Kırcaali'nin işgal günü olduğunu söyleyen Altay Derneğinden Durmuş Arda, bu günün şehrin günü olarak kutlanmasının Türk ve Müslümanlarla alay etmek anlamına geldiğini kaydetti. 

Arda, toplumun bir kesimi bayram ederken, diğer bir kısmının yas içinde olduğunu hatırlatarak "Bulgar Ordusu Kırcaali'ye girdikten sonra Türk ve Müslümanlara yönelik katliam başlıyor. Arda Nehri kanlı ve kırmızı akmaya başlıyor. Köylerdeki sivil halk katlediliyor, canını kurtarabilenler dağlara kaçıyor. 21 Ekim'in Kırcaali'nin günü olarak ilan edilmesi çok yanlış. Katliamların ve ölümün günü bayram olarak kutlanmaz. Bugün bir etnik grubun temsilcileri kurtuluş kutlarken, diğer etnik grup ise ağıtlar yakarak öldürülenler için mevlitler okutuyor" dedi. 


Kırcaali'de yaşayan Türklerin temsilcileri şehir camisinde 21 Ekim 1912'de katledilenler için mevlit okuturken, Kırcaali Belediyesi, şehrin merkezindeki Kurtuluş Anıtı önünde bayram havası içinde resmi tören düzenledi.


Kırcaali'de yaşayan Türkler, Kırcaali'nin kurtuluş günü kutlamalarına karşı olmadıklarını, bu günün Kırcaali Günü olarak seçilmesine itiraz ettiklerini söyledi. 

Türk toplumunun temsilcileri, ülkede Türklerin en yoğun yaşadığı şehirde ve belediye başkanının Türk olduğu bir yerde tarihte kalan yaraların bugüne taşınması Bulgarlar ve Türkler arasında birleştirici bir unsur olmadığını savunuyor.  ÏHA



Cumhurbaşkanı Erdoğan Süleymanoğlu'nu Ziyaret Etti

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir Memorial Hastanesi'nde bulunan Süleymanoğlu'nu ziyaret etti.
Milli haltercinin doktoru Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat'tan Süleymanoğlu'nun sağlık durumu ile ilgili bilgi alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ziyaret esnasında Naim Süleymanoğlu ile 20 dakika sohbet etti.


Efsane halterci Süleymanoğlu, geçirdiği rahatsızlık sırasında kendisine gösterilen özel ilgiden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şükranlarını dile getirdi. 


sağlık durumuna ilişkin bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, karaciğer nakli işleminin başarıyla gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti de ifade ettiği öğrenildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaret esnasında, bizzat Süleymanoğlu ile de yaklaşık 20 dakika sohbet etti. Efsane halterci Süleymanoğlu, geçirdiği rahatsızlık sırasında kendisine gösterilen özel ilgiden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şükranlarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Ataşehir Memorial Hastanesi'nde karaciğer nakli yapılmış başka hastaları da ziyaret ederek şifalar dilediği kaydedildi.Daha Fazla Bilgidurumuna ilişkin bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, karaciğer nakli işleminin başarıyla gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti de ifade ettiği öğrenildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaret esnasında, bizzat Süleymanoğlu ile de yaklaşık 20 dakika sohbet etti. Efsane halterci Süleymanoğlu, geçirdiği rahatsızlık sırasında kendisine gösterilen özel ilgiden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şükranlarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Ataşehir Memorial Hastanesi'nde karaciğer nakli yapılmış başka hastaları da ziyaret ederek şifalar dilediği kaydedildi.

Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti Sözcüsü: Devletin Dinî Cemaatlere Malî Yardım Temini Olmadan Dışardan Sağlanan Finansın Durdurulma İmkanı Yoktur

       
 26 – 29 Eylül 2017 tarihleri arasında Sofya’da düzenlenen XIII. Uluslararası “Terörizm ve Elektronik medyalar” konulu konferansta Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Krasimir Karakaçanov, eğitim ve dinlerle ilgili yasalarda değişiklikler yapılması gerektiğini belirtti. “Birleşik Vatanseverler Koalisyonun”dan olan siyasetçinin sözlerine göre planlanan değişiklikler ile Bulgaristandaki müslümanlarının radikalleşmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.  
Gelecek hafta Savunma Bakanı, Bakanlar Kuruluna ve Millet Meclisi’ne dinî cematlerin, okullarda din dersi veren müslüman öğretmenlerin ve imamların maaşlarının sağlandığı finansman organlarına yönelik daha sıkı denetim için özel teklif sunacak.  
Başbakan Yardımcısı Karakaçanov, gazetecilere, Yüksek İslam Enstitüsü’nün tanınması ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış eğitim sistemi doğrultusunda buradaki kadroların eğitilmesi gerektiğini söyledi. Onun sözleriyle, ülkemzideki imamların tebliğ ettikleri islamın geleneksel veya radikal islam olduğunu tespit etemek için imamların sınava tabi tutulmaları gerekmektedir.   
Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Celal Faik, Karakaçanov’un konuşmasını değerlendirerek şu beyanatta bulundu:
“Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti, Savunma Bakanı’nın Yüksek İslam Enstitüsünü akredite etme taahhüdünü tebrik etmektedir. Yüksek İslam Enstitüsü’nün eğitim hayatına başlamasından itibaren 27 yıldır bu durum beklenmektedir. Ne yazık ki, şimdiye kadar devlet, Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarının  eğitimlerini tamamladıktan sonra, yüksek öğrenimlerini devam edebilmeleri için Enstitünün akredite edilebilmesi için yardımda bulunmamıştır” dedi.   
Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti Basın sözcüsünün Faik’in sözlerine göre, devlet ülkedeki bütün dinî cemaatleri mâlî açıdan desteklemezse dışrdan finanse edilmeleri sonlandrılamaz. Aksi takdirde bu dinî cemaatler yok olmaya mahkumdurlar”.
Başmüftülük Sözcüsü: “Devlet, dinî cemaatlere yönelik dış finansmanı kısıtlamaya veya tamamen durdurmaya karar verdiği takdirde, Bulgaristanda’ki Dinî Topluluklar Millî Mecis’i ile birlikte, dinî cemaatlerin her birine mâlî destekte bulunması gerektiği yönünde ortak görüşümüz var”dedi.
Celal Faik, “yurtseven” parti temsilcilerinden bazıları, Başmüftülüğü ve Bulgaristandaki Müslüman cematini kasıtlı olarak etkileyen kanunlarda değişiklik öngördüklerini endişe ile dile getirdi.  Genel sekreterin sözlerine göre bütün bu olanlar, Bulgaristanda tamamen meşru dinî kurum olan Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti’ne her hangi bir şekilde danışmadan gerçekleştirilmektedir. Dedi.
Başbakan Yardımcısı Karakaçanov’un, Bulgaristandaki imamların ılımlı islam üzerine test yapmaları teklifini nasıl değerlendirdiği sorusuna Celal Faik:
“İmamların ne tarz islam tebliğ ettiklerini değerlendirecek olan komisyon, yetkili kişilerden oluşmalıdır- örneğin Bulgaristanda tanınmış ilahiyatçılar. Bu değerlendirmede komisyonun yabancı düşmanlığı yapan siyasi partilerin yönetimi altında mı, yoksa başta devlet ve devlet görevlilerinin Başmüftülükle birlikte mi imamların ne tür islam tebliğ ettiklerini açıklığa kavuşturacak olması önemlidir” dedi.
Konuşmanın sonunda Başmüftülük Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Celal Faik, sözkonusu kanunn değişiklikleri ile ilgili Bakanlar kuruluna ve Meclise sunulacak teklifleri bekleyeceklerini ve daha sonra resmi açıklama yapacaklarını ifade etti. 

         Söyleşiyi yapan: L. Çauşeva 

Yunan şirketleri neden Bulgaristan’a taşınıyor?

Yunanistan’daki aşırı vergilendirmeden şikayet eden çok sayıda şirket ve işletme sahibi son yıllarda merkez ofisini Bulgaristan’a taşıdı.

Yüklü vergilerden kurtulmak amacıyla işletmelerini Bulgaristan’a taşıyanlar şimdilerde Yunan Kamu Gelirleri Bağımsız Kurumu denetçilerinin hedefinde. Bu şirketlerin merkez şubelerinin gerçekten
Bulgaristan’a taşınıp taşınmadığı incelenecek. Çünkü birçok durumda bu “taşınma” sadece kâğıt üzerinde oluyor ve şirketler Yunanistan’daki faaliyetlerine kaldığı yerden devam ediyor. Denetimlerde iki ülke arasındaki bilgi alışverişi önemli rol oynayacak.

Peki Yunan işadamları neden Bulgaristan’ı tercih ediyor?

Bulgaristan’ın birçok konuda vergi muafiyeti veya kolaylığı sağlaması Yunan işletmelerin komşu ülkeye taşınmasının başlıca sebepleri arasında yer alıyor.
İşte Bulgaristan'da Yunan şirketlerine sağlanan bazı kolaylıklar:
- %10 olan şirket vergisinden, işsizliğin %35’in üzerinde olan bölgelere kurulan sanayi birimleri tamamen muaf tutuluyor. Bu muafiyet beş yıl boyunca işsizlik oranı ne olursa olsun geçerli.
- Şirket vergisine, yapılacak kalıcı yatırımların değerinin %10’u değerinde indirim. Tek şart ise yatırımın yapılacağı bölgede işsizliğin ülke ortalamasından %50 yüksek olması.
- Kayıtlı işsiz vatandaşları işe alanlara özel indirimler.
- Limited şirket kurmak için 1 euro sermaye, anonim şirket kurmak için ise 25.000 euro sermaye yeterli oluyor.
- Yunanistan’da işletmelere uygulanan vergilerin %29, serbest meslek sahiplerine uygulananların ise %45 olması.
- Yunanistan’daki meslek harcının 650 ile 1.000 euro arasında olması.
- Yunanistan’daki FPA (KDV) oranının %24 olması.


Azınlıkça

Naim Süleymanoğlu yoğun bakımda

Bakırköy Sadi Konuk hastanesinde yoğun bakımda

Rekorların adamı bitkisel hayata girdi. Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu haltercimiz Naim Süleymanoğlu karaciğer yetmezliğinden ölümle pençeleşiyor. Bakırköy Sadi Konuk hastanesinde yoğun bakıma alınan Naim Süleymanoğlu karaciğer nakli olmazsa hayatını kaybedebilir. 

Süleymanoğlu eğer karaciğer nakli olmazsa günleri sayılı
Naim Süleymanoğlu'nun yakın arkadaşı ve kişisel doktoru olan doktor Adnan Bağrıaçık'ın ULKE.COM.TR'ye verdiği bilgilere göre Naim Süleymanoğlu eğer karaciğer nakli olmazsa günleri sayılı. Bağrıaçık, ''Naim Süleymanoğlu'nda karaciğer yetmezliği var. Kısa süre içinde acilen bir nakil merkezinde tedavi altına alınıp, karaciğer nakli olmazsa hayatını kaybedebilir. Sinan Şamil Sam süreci gibi bir süreç yaşıyoruz. Zaman çok kısıtlı. Naim Süleymanoğlu bu ülkeye sayısız madalyalar kazandırmış, sayısız rekorlar kırmış bir efsane sporcumuz. Şu anda yoğunda bakımda ve bilinci kapalı. Allah yardımcısı olsun'' dedi.





NAİM SÜLEYMANOĞLU KİMDİR?
23 Ocak 1967’de Bulgaristan’da dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, haltere 1977'de başladı. 15 yaşında iken Brezilya'da düzenlenen dünya gençler halter şampiyonasında 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon oldu. Onaltı yaşında rekor kırarak yine şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni ünvanını aldı.
1983-1986 arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam atmış üç rekor kırarken, yine bu dönemde Dünya ve Avrupa şampiyonalarında 52,56,60 kilolarda şampiyonluklar yaşadı. 1984, 1985 ve 1986'da dünyada yılın haltercisi seçildi. 1986'da Sydney'de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda Türkiye büyükelçiliğine sığınarak Türkiye'ye iltica etti.
1988'de Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye adına katıldı ve üç altın madalya kazandı. Bunun yanında 60 kg'de koparmada 150 kg kaldırarak dünya rekoru kırdı.
1988 Seul Olimpiyatları'na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan'a 1 milyon dolar ödenerek gerekli izin alındı. Bu olimpiyatlarda Süleymanoğlu 60 kg koparmada sırasıyla 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak 9 dünya 6 olimpiyat rekoru kırarak muhteşem bir zafer elde etti ve böylece Türkiye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu.
1992 Barcelona Olimpiyatları'nda rakiplerine ezici üstünlük sağlayarak altın madalyayı yine ülkemize kazandıran Naim, aynı yıl Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi.
1993 Dünya Şampiyonasında ise 3 altın madalya kazanırken 2 de dünya rekoru kırdı. 1994'te Bulgaristan'da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası'nda sadece üç kaldırış yaparak üç dünya rekoru kırdı.
66.sı İstanbul'da yapılan Dünya Halter Şampiyonası'nda ilk kez Türk Seyircisi önüne çıktı. Ve bu şampiyonada sakat olmasına rağmen 3 dünya rekoru kırarak üç altın madalya kazandı. Bu da onun dünyanın en güçlü sporcusu ünvanı kazandırdı. 1995 Avrupa halter şampiyonasında sakat olmasına rağmen 1 altın, 2 gümüş kazanarak Türkiye’nin takım halinde birinci olmasında önemli katkı sağladı. Yine Çin'de yapılan dünya şampiyonasında sakat olmasına rağmen 3 altın madalya kazandı.
1996 Atlanta Olimpiyatları'nda 64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak 3. kez olimpiyatlarda madalya kazanarak tarihe geçti.
Naim Süleymanoğlu, Sidney olimpiyatlarında ise sakatlığı nedeniyle pek bir başarı gösteremedi.

Süleymanoğlu, Uluslararası Halter Federasyonu'nun 7-9 Aralık 2000'de Atina'da toplanan kongresinde asbaşkanlığa seçildi. 

Belene'den Mektup Var...

Belene toplama kampından sevgiliye,doğulan topraklara duyulan özlem...

asimilasyon döneminde toplama kampında kalan Niyazi Güçlü'nün

eşine yazmış olduğu mektup.

ne kadar çoy şey anlatıyor değil mi?

........................................................


rüzgar ol canım benim, bir rüzgar...

orada, Rodoplar'da hasretin ırgatlığını yapan,

ben Türk'üm diyen her insanın alnına değ...

bir iyilik yap bana canım benim, bir iyilik,

al beni de götür oraya, o dağ köylerine...

bir çobanın kavalından çıkan en ince melodi durağında bırak beni,

sarma cigaralardan sararsın bıyıklarım,

dedemin elinden sarılan tütün kokusunda bırak beni...

kirli pasaklı oynayan köy çocuklarının tam ortasına bırak beni...

bir iyilik yap,

insanlığa, yarınlara en temiz karlar yağsın canım benim...

bir adım da sen ol, 

az önce dünyaya gözlerini açmış kuzuya

annesinin dibinde titreyerek ayağa kalkmaya çalışan...

bir Kırcaali ol canım benim, 

yeniden yeşersin Rodoplar,

Cebelin gözlerinden,

boynu bükük İrideremin gözlerinden öp benim için...

 

Belene Toplama Kampı

1985

Niyazi GÜÇLÜ


Bulgaristan neden nüfusu en hızlı azalan ülke oldu?

1990'lardan beri nüfusunun beşte birini kaybeden Bulgaristan'ın, nüfusu en hızlı azalan ülke olması bekleniyor. Peki geride kalanlar için bunun nasıl etkileri var?
Bulgaristan'ın batısındaki Pernik'in köylerinde eşine az rastlanır biriyle karşılaşıyorum: Stoyan Evtimov. Onu özel kılan geleneksel kıyafeti değil, 30'lu yaşlarında köyde yaşaması.
"Birlikte büyüdüğüm arkadaşlarımın tümü çoktan buraları terk etti" diyor.
Çoğu genç Bulgar gibi, onlar da çalışmak için kentlere ve kasabalara gitmişler.
Stoyan ise köyde iş bulabildiği için kendini şanslı hissediyor. Grubuyla geleneksel müzik yapmanın yanı sıra müzik festivalleri düzenliyor. Amacı düğün müziğini ve köyü canlandırmak.
Bulgaristan'da terk edilmiş bir çiftlik
Image captionBulgaristan'ın 7 milyon olan nüfusunun 2050'de 5 milyona düşmesi bekleniyor
Ama o bile köy hayatını sürdürülemez buluyor:
"Ne bu köyde ne de çevre köylerde evlenecek biri bulmak imkansız, çünkü hiç genç yok. Birini bulmamın tek yolu kente gitmek.
"Köyden ayrılmak benim için çok üzücü ve zor olacak ama bir noktada bunu yapmak zorundayım."
Kolektif çiftçilik sistemi bitince göç hızlandı
Bulgar köyleri on yıllardır insansızlaşıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ülkeyi yöneten komünistler kolektif çiftçilik sistemini getirmişti. Tarım işçileri yeni fabrikalarda iş bulabiliyordu.
Komünizmin ardından 1989'da kolektif çiftçilik sonlandı ve köyden kente göç hızlandı.
Çok sayıda Bulgar yalnızca köylerini değil, ülkelerini de terk etti.
1989'da Bulgaristan'da neredeyse 9 milyon insan yaşıyordu. Bugün ise 7 milyon civarında. 2050'de bu sayının 5,5 milyondan az olması bekleniyor. Yüzyılın sonuna geldiğimizde ise nüfus bugünkünün yarısı olabilir.
Stefka, solda
Image captionStefka dükkanını kapamak zorunda kalma endişesi yaşıyor

Dükkanlar, okullar, duraklar kapanıyor

Bu göçün nüfusu azaltan bir etkisi daha var: Genç yetişkinler ülkeyi terk ettiği için doğurganlık oranı da düştü.
Köyde bir dükkan işleten Stefka, burada son bebeğin 10 yıl önce doğduğunu hatırlıyor. Küçük kız şimdi annesiyle Kıbrıs'ta. Stefka'nın iki oğlu da kente göç etmiş.
Müşterilerinin büyük çoğunluğu 60 yaşın üzerinde. Raflarda çok fazla ürün yok, çünkü fazla müşteri de yok. Bu yüzden dükkanı kapatmak zorunda kalabileceğinden endişeleniyor.
Dağın daha üst kısımlarındaki köylerde dükkanlar kapanmış durumda. Tıpkı okullar ve otobüs durakları gibi.
Kalotinsi köyünde yaşayan 70 yaşındaki Boyan "Bu köyde 600 kişi yaşardı. Şimdi 13 kişi kaldık. Bazıları mezarda, bazıları kentlerde" diyor.
Stanka nine, sokağında yaşayan tek kişi
Image captionStanka nine, sokağında yaşayan tek kişi
Smirov Dol köyünde Stanka Nine adıyla bilinen Stanka Petrova, kıvrılarak ilerleyen dağ yolunda oturmuş, sabırla bölgenin seyyar bakkalını bekliyor.
"Bu köyde doğdum ve buranın kalabalık günlerini hatırlıyorum. Eğlenceli, güzel bir hayattı. Gençler, yaşlılar…" diyor ve şimdi seyyar bakkalı beklediği yerin eskiden köydekilerin buluşup dans ettiği yer olduğunu anlatıyor:
"Şimdi köyde kimse kalmadı, bu yüzden bugün böyle bir şeyin olması imkansız.
"Örneğin bu sokak eskiden kalabalık bir yerdi. Şimdi yalnızca ben yaşıyorum."
Terk edilmiş ve harabeye dönmüş bina
Image captionTerk edilmiş ve harabeye dönmüş binalara Bulgaristan taşrasında sıklıkla rastlamak mümkün
Yalnız hissediyor mu? "Tabii ki yalnızım. Çok zor" diyor gözlerinde yaşla.
Kalotinsi ve çevresine haftada üç gün uğrayan bir seyyar bakkal var.
Bakkalı orta yaşlı Atanas ve Lili Borisov çifti işletiyor.
Kamyonetlerinde ekmekten yoğurda, biradan sigaraya ve hatta ilaçlara kadar her şey var. Kışın dağ yolları karlarla kaplansa da 10 yıldır hiçbir seferi aksatmamışlar.
"Buralarda az insan yaşadığı için hepsiyle arkadaşız, bu yüzden onlara elimizden geldiğince yardımcı olmak istiyoruz" diyor Lili.
Atanas ve Lili'nin seyyar bakkalı
Image captionAtanas ve Lili'nin seyyar bakkalı Bulgaristan'ın batısındaki köylere haftada üç defa uğruyor
Köylüler tarafından çok sevildikleri aşikar olsa da Lili müşteri sayılarının ve dolayısıyla kârlarının sürekli olarak azaldığını söylüyor:
"Müşterilerimizi normalde bizi bekledikleri yerde göremeyince endişeleniyoruz. Özellikle de kışın.
"Bir keresinde de buluşma noktasına geldiğimizde bir müşterimizin cesediyle karşılaşmıştık."

Hükümetten teşvikler

Hükümet azalan nüfusa karşı doğum oranını artırmak istiyor ve bunun için çeşitli yöntemler deniyor. Bunların arasında doğurganlık tedavisi masraflarına destek olmak, çocuk bakımı hizmeti ve mortgage desteği de bulunuyor.
Bir diğer teşvik ise diğer ülkelerde yaşayan etnik Bulgarların ülkeye dönmesine yönelik.
Ama etnik Bulgarlar dışında kimseyi istemiyorlar.
Bulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov
Image captionBulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov, ülkenin nüfusunu göçmenlerle artırma fikrine karşı çıkıyor
"Bulgaristan'ın eğitimsiz sığınmacılara ihtiyacı yok" diyor Bulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov. Kendisi, koalisyon hükümetinin parçası olan göçmen karşıtı Birleşik Yurtseverler'in lideri.
Simenov'a göre Bulgar toplumu eğitimli ve kalifiye göçmenleri de kabul etmez:
"Göçmenlerin farklı kültürleri, farklı dinleri ve hatta farklı günlük alışkanlıkları var. Ve Tanrı'ya şükürler olsun ki Bulgaristan Avrupa'ya yönelik göçmen akınına karşı kendisini en iyi savunan ülkelerden biri oldu."
Simeonov, Bulgaristan'ın Türkiye sınırına inşa etmekte olduğu 260 kilometre uzunluğundaki dikenli telin göçmenlerin cesaretini kırdığını söylüyor.
Tırnovacık, Bulgaristan'daki dikenli telTelif hakkıREUTERS
Image captionTırnovacık'taki yeni dikenli teller Türkiye'den gelmek isteyen göçmenler için zorlu bir engel

Göç kabul edilmiyor

Avrupa Komisyonu verilerine göre Bulgaristan, Avrupa'ya son iki yılda gelen göçmenlerin yalnızca 50'sini kabul etti.
Bulgar hükümetinin ülkenin nüfusunu artırmak için göçü geçerli bir yöntem olarak görmediği açık.
Hükümetin Bulgar bebeklerin sayısını artırmak için çok sayıda fikri olsa da köylerdeki halk, siyasetçilerin sözlerini eyleme geçirmediğini düşünüyor.
Dağlardan inmeden önce, nüfusu 600'den 13'e inen Kalotinsi köyünden Boyan ile tekrardan karşılaşıyorum.
70 yaşındaki Boyan
Image caption70 yaşındaki Boyan, halkın siyasetçiler tarafından yüzüstü bırakıldığını düşünüyor
"Yüzüstü bırakıldık" diyor ve ekliyor:
"Herkes tarafından terk edildik, hem yöneticiler hem de Tanrı tarafından.
"Siyasetçiler bizim için hiçbir şey yapmayacak. Hepsi kendi çıkarlarının peşinde. İnsanları umursamıyorlar, özellikle de köylerdeki yaşlıları. Gençleri de umursamıyorlar çünkü gençler artık yurt dışında.
"Yani siyasetçiler kimseyi umursamıyor ve Bulgar devleti yok oluyor."
BBC Turkce

Avrupa'nın yoksulu Bulgaristan

Çok partili sisteme geçmeden önce 45 yıllık komünist geçmişe sahip ülke, hala Avrupa Birliği’nin (AB) en yoksul üyesi olarak tanımlanıyor. Nüfus: 7,17 milyon (2015)Etnik yapı: (2011 nüfus sayımına...

Ulusal Azınlıkların Korunmasına İlişkin Çerçeve Sözleşme

1 Şubat 1995 tarihinde Strasbourg’da kabul edilmiştir. Avrupa Konseyi üyesi Devletler ve mevcut Çerçeve Sözleşmenin imzacısı olan diğer Devletler, Avrupa Konseyi’nin amacının, ortak miraslarını oluşturan ideallerin ve ilkelerin güvence altına alınması ve gerçekleştirilmesi için üyeleri arasında...